Tarihe Damga Vuran İmparatorluklar : BABÜR
banner reklam
Tarihe Damga Vuran İmparatorluklar : BABÜR
16. yüzyılın ortalarından 18. yüzyılın başlarına kadar yayılan bir dönemde Babür İmparatorluğu, büyük miktarlarda para ve insan gücünü bir araya getirerek neredeyse tüm Hint alt kıtasını kontrol etmişti. Babür hanedanının en tanınmış üyeleri, tarihe damga vuran imparatorlarıdır. Bu yazımızda Babür İmparatorluğu'nun en büyük hükümdarlarından bahsedeceğiz.

Babür Şah

Babür Şah'ın kurduğu Babür İmparatorluğu, hanedanlık soyunu 14. yüzyılın sonlarında inşa edilen, Orta Asya ve İran'ın büyük bir bölümünü kapsayan büyük Türk fatihi Timur'un beşinci nesil soyundan geliyordu. 1483 yılında Timur İmparatorluğu'nun karanlık çağında dünyaya gelen Babür Şah, acı bir gerçekle karşı karşıya kalmıştı. Çok fazla Timurlu prens vardı ve etrafta dolaşmak için yeterli beylik yoktu. Rakipler birbirlerini devirmeye ve bölgelerini genişletmeye çalışırken, sonuç sürekli bir savaş ve siyasi entrikayla devam ediyordu. Babür Şah, gençliğinin çoğunu Semerkant'ı ele geçirmeye ve elinde tutmaya çalışmakla geçirdi. 1497 yılında Semerkant'ı ele geçiren Babür, ardından geri kaybetti ve daha sonra 1501 yılında geri almıştı. İkinci zaferi çok kısa sürmüştü. Babür Şah, 1501 yılında Muhammed Şeybani Han tarafından savaşta büyük bir yenilgiye uğradı, imrendiği şehri ve memleketi olan Fergana'yı kaybetti. 1511 yılında Semerkant'ı geri almak için son bir girişimin ardından ömür boyu sürecek bu hedefinden vazgeçmişti.

Babür Şah, 1504 yılında ele geçirdiği Kabil'den dikkatini Hindistan'a çevirerek 1519'dan itibaren Pencap bölgesine düzenli akınlar düzenledi. 1526 yılında Babür Şah'ın ordusu, Panipat Muharebesi'nde Delhi'nin Lodi Sultanlığı'na ait çok daha büyük bir kuvveti yendi ve yoluna devam etti. Babür Şah, 1530 yılında öldüğünde, İndus'tan Bengal'e kadar tüm kuzey Hindistan'ı kontrol altına almıştı. Babür İmparatorluğu'nun coğrafi çerçevesi belirlenmiş, ancak yine de tek bir devlet olarak yönetilecek idari yapılardan son derece yoksun bir haldeydi.

Ayrıca Babür Şah, gezip gördüğü yerlerdeki doğa, toplum ve siyaset üzerine gözlemleriyle maceralarını ve kaderinin dalgalanmalarını kültürlü ve esprili bir şekilde anlatan otobiyografisi Baburnâme ile de hatırlanır.

Hümayun Şah

Babür'ün oğlu olan Hümayun Şah, Afgan paralı asker Şer Şah'ın onu Hindistan'dan kovmasının ardından imparatorluğun kontrolünü kaybetmişti. On beş yıl sonra Hümayun Şah, Lahor, Delhi ve Agra'yı yeniden ele geçirmek için Sher Shah'ın halefleri arasındaki anlaşmazlıktan yararlandı. Ancak restore edilmiş imparatorluğunun tadını çıkaracak kadar uzun bir süreden yoksundu. 1556 yılında aşırı içki içmesinden dolayı kütüphanesinin merdivenlerinden düşerek vefat etti. Onun yerine tahta ise oğlu Ekber Şah geçti.

Ekber Şah

Hümayun Şah'ın oğlu Ekber Şah, genellikle tarihte Babür imparatorları arasında en büyüğü olarak hatırlanır. Ekber Şah tahta çıktığında, Pencap'ın ve Delhi'nin çevresindeki alanın çok ötesine geçmeyen, küçülmüş bir imparatorluğu miras almıştı. Sınırlarını genişletmek için bir dizi askeri sefere çıktı ve en zorlu rakiplerinden bazıları Rajputna'yı kontrol eden şiddetli savaşçılar olan Rajput'lardı. Rajput'ların temel zayıflığı, birbirleriyle şiddetli rekabetlerle bölünmüş olmalarıydı. Bu durum, Ekber Şah'ın Rajput şefleriyle birleşik bir güç olarak yüzleşmek yerine bireysel olarak ilgilenmesini mümkün kıldı. 1568 yılında Chitor kalesini ele geçirdi ve kalan Rajput rakipleri kısa sürede teslim oldu.

Ekber Şah'ın politikası, yenilgiye uğrayan rakiplerini, ayrıcalıklarını korumalarına ve onu imparator olarak kabul ettikleri takdirde yönetmeye devam etmelerine izin vererek müttefikler haline getirmekti. Ekber Şah'ın gayrimüslim halklara karşı hoşgörülü tavırlarıyla birleşen bu yaklaşım, halklarının ve dinlerinin büyük çeşitliliğine rağmen imparatorlukta yüksek derecede bir uyum sağladı. Ekber Şah, imparatorluğun yönetici seçkinlerini nesiller boyu şekillendirecek idari yapıları geliştirmekle de tanınmaktadır. Askeri fetihteki becerisinin yanı sıra Ekbar Şah, düşünceli ve açık fikirli bir liderdi. Dinler arası diyaloğu teşvik etmişti. Kendisi okuma yazma bilmemesine rağmen edebiyat ve sanatı son derece benimsemişti.

Cihangir Şah

Cihangir Şah, babası Ekbar Şah tahttayken iktidarı almak için 1599 yılında babası Ekber Şah'a karşı bağımsızlığını ilan ederek kısa bir isyan çıkardı. İsyan etmesinden iki yıl sonra, babasının en yakın arkadaşı ve danışmanı olan Ebu el-Fazl'ın öldürülmesini ayarlayacak kadar da ileri gitmişti. Bu olaylar Ekber'i rahatsız etmişti, ancak Cihangir en büyük şehzadeydi.  Cihangir'in iki küçük erkek kardeşi ise kendilerini sürekl alkole veriyorlardı. Bu nedenle de Ekber Şah, 1605 yılında ölmenden önce Cihangir'i veliaht olarak atamıştı. Cihangir Şah, istikrarlı ve zengin bir imparatorluğu miras almıştı. Sanatı himayesi emsalsizdi ve saray atölyeleri Babür geleneğindeki en güzel minyatür tablolardan bazılarını üretmişti. Ayrıca aşırı miktarda alkol tüketmesi sebebiyle 1627 yılında hayatını kaybetmişti.

Şah Cihan

Şah Cihan da babası Cihangir Şah gibi nispeten istikrarlı ve refah dolu bir imparatorluğu miras almıştı. Babür İmparatorluğu'nu Deccan eyaletlerine kadar genişletmede bazı başarılar elde etti ancak kendisi mimari yapılara verdiği önemle biliniyor. En ünlü eseri olan Tac Mahal'i 1632'de üçüncü karısı Mümtaz Mahal'in çiftin 14. çocuğunu doğururken ölmesinden sonra görevlendirdi. Devasa türbe kompleksinin tamamlanması 20 yıldan fazla sürmüştü ve bugün dünyanın yedi harikasından bir tanesi.

Babür aile siyaseti, Şah Cihan'ın saltanatı sırasında her zaman olduğu gibi aldatıcı olmaya devam etti. 1657'de Şah Cihan hastalandı ve oğulları arasında bir veraset savaşı ateşlendi. Bu taht kavgasını ise oğlu Alemgir kazanmıştı. Alemgir Şah, 1658 yılında kendisini imparator ilan etmiş ve babasını 1666 yılındaki ölümüne kadar hapiste tutmuştu.

Alemgir Şah

Yetenekli bir askeri lider ve yönetici olan Alemgir Şah, kendisinden önceki birçok hükümdarı rahatsız eden çöküş ve madde bağımlılığı sorunlarından kaçınan ciddi fikirli bir hükümdardı. Babür İmparatorluğu'na en geniş coğrafi boyutunda idare etmiş ve güney sınırını Deccan yarımadasından Tanjore'a kadar genişletmişti. Ancak onun saltanatı, imparatorluğun çöküşünün başlangıcını da görmüştü. Kendisinden önceki imparatorlara nazaran daha katı bir Müslüman olan Alemgir Şah, çoğulculuğu ve toplumsal uyumu mümkün kılan dini hoşgörü politikalarının çoğuna son vermişti.

Alemgir Şah'ın saltanatı ilerledikçe imparatorluk içindeki olaylar giderek kaotik hale gelmişti. Tarımdaki dini gerilimler ve ağır vergiler halk nezlinde isyanlara yol açmıştı. Alemgir Şah, bu ayaklanmaların çoğunu bastırmış ancak bunu yapmak imparatorluk hükümetinin askeri ve mali kaynaklarını ciddi anlamda zorlamıştı. Alemgir Şah, 1707 yılında öldüğünde imparatorluk hâlâ güçlüydü ancak yaklaşık beş yıllık saltanatı sırasında ortaya çıkan gerilimler şehzadeleri rahatsız etmiş ve 18. yüzyıl boyunca imparatorluğun kademeli olarak parçalanmasına neden olmuşlardı.

Benim ismim Emre, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde okuyan 19 yaşında bir öğrenciyim. Kendimi sadece sinema alanında tutmayıp mesleğimle ilgili kişisel gelişim sağlayabilmek metin yazarlığı, fotoğrafçılık, grafik tasarım üzerine çeşitli eğitimler aldım.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Yorumlar

http://trnet.tv/assets/images/user-avatar-s.jpg

0 comment

Write the first comment for this!

Facebook Yorumları